Dr.Gülsemin Güloğlu
Çocuk hastalıkları ve sağlığı uzmanı-
Nisan 24th, 2011ÇocukAşılar milyonlarca çocuğu ölümcül hastalıklardan korumaktadır. Aşılar hastalık yapan mikropların ölü, zayıflatılmış halini veya antijenik olan bir parçasını içerirler. Vücuda verildiğinde hastalık oluşturmadan hastalığa karşı koruyucu antikorların oluşmasını sağlarlar.
Zayıflatılmış canlı virüs aşıları olan suçiçeği, kızamık-kızamıkçık-kabakulak aşıları sonrası hastalığın bazı hafif belirtileri görülebilir. Ancak çocuğun hastalığı geçirmesinden çok daha güvenlidir.
Sağlık Bakanlığı aşılama takvimine göre aileler bebeklerine doğar doğmaz hepatit B, 2 aylık olunca BCG verem, difteri-boğmaca-tetanos karma, ağızdan çocuk felci ve hepatit B, 3 ve 4 aylık olunca difteri-boğmaca-tetanos karma ve ağızdan çocuk felci, 12 aylık olunca kızamık ve hepatit B, 16-18 aylık olunca ise yine difteri-boğmaca-tetanos karma ve ağızdan çocuk felci pekiştirme aşılarını ücretsiz yaptırabiliyor.
Önceden 9. ayda yapılan kızamık aşısı, yapılan aşı kampanyalarıyla kızamık görülme oranının belirgin azalması nedeniyle diğer ülkelerdeki gibi 12. ayda yapılmaya başlandı. Daha önceleri 9. ayda yapılan aşının yeterince koruyucu olmaması nedeniyle 15. ayda tekrarlanması gerekiyordu.
Ayrıca 2,3,4. veya 2,4,6. aylarda yapılan karma aşıların, difteri-tetanoz-boğmaca ya ek olarak hemofilus influenza ve çocuk felcini içeren 5 ‘li aşı formları da ülkemizde bulunmakta. Aşı takvimine dahil olmayan zatüre aşısı olarak bilinen pnömokok aşısı da isteğe bağlı olarak karma aşılarla eş zamanlı yapılabiliyor.
Aşı reaksiyonları yan etkileri nelerdir?
- Aşı yerinde kızarıklık
- Ateş
- Döküntü gibi hafif yan etkiler görülebilir.
Nadiren boğmaca aşısının yan etkisi olarak epilepsi nöbeti görülebilir. Ancak bu yan etki de bakterinin tamamı yerine bir parçasının kullanıldığı aselüler formdaki aşıda çok daha nadirdir.
Thimerosal içeren aşıların otizme neden olduğu düşünülmüş, ancak uzun yıllar süren çalışmalarda bu aşılarla otizm arasında bir bağlantı saptanmamıştır.
Aşıların koruyuculuk süresi ne kadardır?
Zamanında yapıla kızamık aşısı ve 3 doz yapılmış hepatit B aşısı gibi bazı aşılar hayat boyu koruyuculuk sağlayacaktır. Ancak tetanoz aşısının 5-10 yıl aralarla tekrarlanması gerekmektedir. Boğmaca aşısı hayat boyu koruyucu olmamakla birlikte büyüklerde hastalık hafif seyrettiği için aşılanmamaktadır. Ancak küçüklere bulaştırıcılığı önlemek için ergenlik döneminde 1 doz daha yapılması yeni çalışmalarda önerilmektedir.
-
Nisan 24th, 2011ÇocukPNÖMOKOK ENFEKSİYONLARI VE AŞILARI
Pnömokok vücudun farklı bölgelerinde ciddi enfeksiyon hastalıklarına neden olan bir bakteri türüdür. Özellikle bebeklerde ve küçük çocuklarda bazen ölümcül olabilen veya kalıcı hasarlara yol açabilen hastalıklara neden olabilir.
PNÖMOKOK ENFEKSİYONU NEDİR?
Pnömokoklar sağlıklı insanların burun, geniz ve boğazında yaygın olarak bulunurlar. Bu bakteriler;
- Zatürre
- Menenjit
- Orta kulak iltihabı
- Sinüzit
- Bakteriyemi (kan dolaşımına bakteri karışması)
Gibi enfeksiyon hastalıklarına neden olurlar. Bu enfeksiyonlar en sık kış aylarında ortaya çıkmakla birlikte, her mevsimde görülebilir.
Burun ve boğazlarında pnömokok bulunan çocuklar bu bakteriyi diğer çocuklara da bulaştırabilirler. Bulaşma genellikle; öksürme, yıkanmamış ellere dokunma veya öpüşme gibi doğrudan temas yoluyla olur. Bu bakteri özellikle çocukların toplu halde bulunduğu kreş ve anaokulu gibi yerlerde çok hızla yayılabilir. Küçük çocuklar bağışıklık sistemleri henüz tam olarak gelişmediği için pnömokoklara karşı daha savunmasızdır.
PNÖMOKOK ENFEKSİYONLARI NE KADAR YAYGINDIR?
Pnömokok bebeklik ve çocukluk çağında sık rastlanan ve ölüme neden olabilen enfeksiyon etkenlerinden biridir. Pnömokokların neden olduğu zatürre dünya üzerinde her yıl 5 yaşından küçük yaklaşık 1.2 milyon çocuğun ölümüne neden olmaktadır. Pnömokok enfeksiyonları birçok ülkede zatürre, menenjit, bakteriyemi, sinüzit ve orta kulak iltihabının başlıca nedenidir.
Zatürre; Akciğerlerde iltihaplanma ile seyreden bir enfeksiyondur. Cocukluk çağında en sık ölüm nedenlerinden birisidir. Belirtileri arasında ;
- Öksürük
- Ateş
- Solunum güçlüğü, sık soluk alıp verme
- Aşırı yorgunluk ve halsizlik sayılabilir.
Bakteriyemi ve menenjit; Pnömokoklar kan dolaşımına ve/veya santral sinir sistemine girdikleri zaman bu hastalıklar meydana gelir. Her iki enfeksiyon da ölümle ve kalıcı hasarlarla sonuçlanabilen son derece ciddi enfeksiyonlardır. Belirtileri arasında;
- Yüksek ateş
- Başağrısı
- Kusma
- Ense sertliği
- Aşırı yorgunluk veya huzursuzluk
- İştah kaybı
Sayılabilir.
Ortakulak iltihabı; Kulak zarının arkasında bulunan bölgenin iltihabıdır. Çocukluk çağda antibiyotiklerin en sık kullanıldığı hastalıktır. Orta kulak iltihabı bazen işitme kaybına neden olabilir. Bu da konuşma gecikmesine ve okul başarısında düşmeye neden olabilir. Belirtileri arasında;
- Kulak ağrısı
- Ateş
- Huzursuzluk
- Ağlama
Sayılabilir
Sinüzit; Yüz kemiklerinde bulunan içi hava dolu boşlukları kaplayan zarların enfeksiyonudur.
Sinüs boşlukları sıvı ile dolabilir. Belirtileri arasında;
- Ateş
- Göz arkasında basınç hissi
- Yüzde ağrı
- Burundan soluk alıp verme güçlüğü
- Genizde akıntı veya uzun süreli burun akıntısı sayılabilir.
PNÖMOKOK ENFEKSİYONLARINA NASIL TANI KONULUR? TEDAVİSİ NASILDIR?
Doktorunuz çocuğunuzun tıbbi öyküsüne, hastalık belirtilerine ve fiziksel muayene bulgularına dayanarak pnömokok enfeksiyonu teşhisi koyabilir. Bu teşhisi doğrulamak için de röntgen, kan testleri, ve bazen menenjit tanısı için bel bölgesinden sıvı alma işlemine gerek duyulabilir.
Pek çok ülkede pnömokok enfeksiyonları ile mücadelede tercih edilen antibiyotikler penisilin grubudur. Ne yazık ki, pnömokoklar her geçen gün antibiyotiklere karşı daha fazla direnç geliştirmektedirler. Doktorunuz çocuğunuz için hangi antibiyotiğin doğru olduğuna karar verecektir.
PNÖMOKOK ENFEKSİYONLARI NASIL ÖNLENİR?
Pnömokok enfeksiyonlarını önlemenin en etkili yolu aşılamadır. Ayrıca çocuklarımıza ellerini düzenli olarak su ve sabun ile yıkamalarını öğretmek gereklidir. Bu enfeksiyonun bulaşmasını ve yayılmasını önlemeye yardımcı olur. Aynı zamanda solunumu olumsuz etkileyebilen çocukların hastalanma olasılığını artıran toz, sigara dumanı gibi maddelerden kaçınılmalıdır.
PNÖMOKOK AŞISI NEDİR?
İki tip pnömokok aşısı bulunmaktadır.
- Konjuge pnömokok aşısı
- Polisakkarit pnçmokok aşısı
Konjuge pnömokok aşısı bebek ve çocukları zatürre, menenjit, orta kulak iltihabı, sinüzit ve bakteriyemi gibi pnömok enfeksiyonlarına karşı korumaktadır. Konjuge pnömokok aşısı ABD ve birçok Avrupa ülkesinde rutin aşı takvimindedir ve bugüne kadar 100 milyon dozdan fazla uygulanmıştır.
Konjuge pnömokok aşısının, 6 hafta ile 9 yaş arasındaki tüm bebek ve çocuklara uygulanması önerilmektedir. Bebeklerde 2. aydan başlayarak en az 1 ay ara ile 3 kez ve 12-15 aylar arasında bir doz daha olmak üzere toplam 4 doz uygulanır. Diğer yaş grupları için de farklı aşılama programı bulunmaktadır. Konjuge pnömokok aşısı diğer çocukluk çağı aşılarıyla birlikte uygulanabilmektedir.
Polisakkarit pnömokok aşısı ise 2 yaş üzerindeki risk taşıyan kişilerde kullanılır. Aşı uygulandıktan sonra 5 yıl süre ile koruma sağlar
-
Nisan 24th, 2011BebekBebekler gelişimlerini henüz tamamlamadıkları için hastalıklara karşı korunmasızdır. Bu nedenle dikkatli bakılmalı ve uygun şekilde beslenmelidirler. Bebek mamalarnın anne sütünde bulunan birkaç faktör dışında anne sütündeki gerekli tüm maddeleri içermesi imkansızdır.
Bir çok çalışmada anne sütünün yararları gösterilmiştir. Bunlardan bazıları;
Anne sütüyle beslenen bebekler mamayla beslenenlere göre bebeklik çağında enfeksiyonlara karşı daha dirençlidirler.Anne sütüyle beslenen bebeklerin daha sonraki yıllarda diabet, multiple skleroz, kalp hastalıkları, çocukluk çağı kanserleri gibi bazı hastalıklara yakalanma olasılığı daha düşüktür.Emziren annelerde ileride kemik erimesi, meme, rahim, yumurtalık kanseri gibi hastalıklar daha az görülür. Emziren anneler hamilelikte alınan kiloları daha kolay verirler.Anne sütünün ekonomik avantajları ise; bedava olması, hastalıkları azalttığı için sağlık masraflarını azaltması, her an hazır ve taze olması olarak sıralanabilir.
İLK YILDA ANNE SÜTÜNÜN YARARLARI
Bebeklerin ilk 6 ayda sadece anne sütü almaları, en az bir yıl boyunca da anne sütü almaya devam etmeleri önerilmektedir. İlk 6 ay sadece anne sütü vermek, yiyeceklerle enfeksiyon bulaşmasını önler. Allerjen olabilecek maddelerle karşılaşmasını geciktirir.
Anne sütünün enfeksiyonları ve bağışıklık sistemi hastalıklarını azalttığı çok sayıda çalışmada gösterilmiştir.
Anne sütündeki antikorlar bebeğe geçerek bebekleri enfeksiyonlara karşı korur.Solunum sistemi hastalıkları mama ile beslenen beklerde daha sık görülmektedir.Mama ile beslenen beklerde 3-4 kez daha fazla oranda ishal görülür.Anne sütü alan bebeklerde kulak enfeksiyonlarının daha az görüldüğü gözterilmiştir.Özellikle gelişmekte olan ülkelerde anne sütüyle beslenmenin bebek ölümlerini azalttığı saptanmıştır.Ani bebek ölümü sendromu anne sütü ile beslenen bebeklerde daha az görülmektedir.Anne sütüyle beslenmemin bebeklerde alerji gelişimini azalttığı bildirilmektedir.İLK YILDAN SONRA ANNE SÜTÜNÜN YARARLARI
Anne sütü almış çocuklarda diş çürükleri daha az görülmektedir.Anne sütü alan bebeklerde, çocukluk çağında obesite görülme olasılığı azalmaktadır. Mama ile beslenen bebeklerde %20-30 daha fazla obesite görülmektedir.15 yaş altı kanserleri anne sütü almış çocuklarda daha az görülmektedir. Mama ile beslenmiş çocuklarda bu kanserler 8 kat daha fazla görülmektedir.Anne sütü ile beslenen bebekler erişkin olduklarında tansiyon yüksekliğinin daha az görüldüğü, kalp hastalığı olasılığının azaldığı belirtilmektedir.Anne sütü ile beslenen bebeklerde ileride psiklojik sorunlar, davranış sorunları öğrenme güçlüğü gibi problemlerin daha az görüldüğü bildirilmektedir.Anne sütü alan bebeklerin ileride daha olgun ve kendine güvenli olduğu diğer bir çalışmada gösterilmiştir.
EMZİRMENİN ANNEYE YARARLARI
Doğum sonrası kilo vermeyi kolaylaştırır.Emzirme sırasında oksitosin denen bir hormon salgılanır ve bu da rahimin küçülmesini ve eski haline dönmesini sağlar.Emziren annede ileride osteporoz (kemik erimesi) gelişme olasılığı azalır.Emziren diabetik annelerde insulin ihtiyacı azalır.Emziren annelerde ileride meme, rahim, yumurtalık kanseri gelişme olasılığı azalır.Emzirme anne ile bebek arasındaki iletişimi arttırır annenin stresini azaltır.
-
